Yukarı Çık

Güzel Olmak Zor Zanaat İlk Kozmetolog – Kleopatra

Kozmetoloji tıp tarihinde Ptolemeus Auletes’in (M.Ö.1 yy.) kızı kraliçe Kleopatra’nın önemli bir yeri vardır. Onun çağında İskenderiye Tıp Okulu son parlak devrini yaşamıştı. “Kosmetikon” adlı kozmetiğe ait eseri Kleopatra’nın yazdığı iddia edilmektedir. Bunun yanında Komanos ve Komarios adında iki alşimist rahipten ders alarak kimyaya ait bir eser de yazmıştı. Kleopatra’nın incinin sirkede erimesini ve ilk damıtma aletlerini keşfettiği ileri sürülmektedir.

Monte Casino Kütüphanesi’nde bulunan “Antidotum Kleopatrae Regina ad Theodotem” olarak bilinen eseri onun toksikoloji ile de uğraştığının kanıtıdır. Kleopatra’nın, formülü kendisine ait olan ünlü bir kremi vardı. Saçlarına şekil vermek için Nil nehrinin çamuruyla özel kamışlar kullanırdı. Hazırladığı güzellik maskesi, idrarla karıştırılmış Nil çamuru ihtiva ediyordu.

Epilasyon için sünger taşı ve penslerden faydalanır, omuzlarını parlatmak için toz haline getirilmiş sedef ve kaymak taşı kullanırdı. Meşhur formülü “Kifi” tüm Roma’yı ayağa kaldırmıştı. Ploutarkhos’a (M.S. 60-125) göre “Kifi”yi hazırlamak için bal, şarap, kına, üzüm, mürrüsafi, gül ağacı, horozgözü bitkisi, safran, kuzukulağı, ardıç üzümü, kakule ve sümbül gerekiyordu.

Yirminci yüzyıl kadınları ile iki bin yıl önce ilk kozmetolog Kleopatra’nın büyük aşkı ve “iş ortağı” Antonius’un Roma’sındaki ya da on sekizinci yüzyıl Avrupa’sındaki kadınlar arasında benzerlik süregelmektedir. Romalı kadınlar makyajda yüzlerine timsah dışkısı sürüyordu. Günümüz kadını ise, Peru adalarındaki kuşların dışkısını güzellik uğruna kullanıyor. Bunun karşıtı da söz konusu olabiliyor. On sekizinci yüzyıl Avrupası’nda dişsiz görünüş moda iken günümüzün “müreffeh” Türk kadını dişlerini çarka tutturup “iki numara büyük ayakkabı giymiş gibi” gözüken porselen dişler yaptırıyor...

Öyle ya, güzellik uğruna neler yapılmaz ki!

Kaynakça:Mersin Üni Tıp Fakültesi Yayınları